Son Dakika Haberler

Tansel Öngel Fox’un sorularını yanıtladı.

Tansel Öngel Fox’un sorularını yanıtladı.
Okunma : 405 views Yorum Yap

“Maske Kimsin Sen” sunucusu Deniz Tansel Öngel Fox’un sorularını yanıtladı.

50’nin üzerinde ülkede yayınlanan “Maske Kimsin Sen”, ilk 4 bölümüyle FOX izleyicisiyle buluştu ve büyük beğeni topladı. Siz yarışmanın bu kadar beğenilmesini neye yoruyorsunuz?

Bence bunun birkaç sebebi var. Biri; bizim programımızda çok görkemli kostümlerin, çok güzel müziklerin, iyi çalışılmış dansların ve sahne gösterilerinin olması. Her performansta şaşırıyoruz. Bir diğeri de; dedektiflerimiz çok güzel yorumlar yapıyor ve biz ekip olarak birbirimize çok iyi uyum sağladık. Çekimler çok samimi geçiyor ve bu samimiyet ekrana da yansıyor. Bu samimiyet de görkemli şovla birleşince herkesin ilgisini çekiyor diye düşünüyorum ve bundan çok mutluyuz.

Sosyal medyada paylaşılan yorumlarda, içinden geçtiğimiz süreçte eğlenceli programların olması da izleyiciye çok iyi geldiği dile getiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Programın sunuculuğunu üstlenmenizde bunun da bir rolü var mı?

Seyircilerimizi gündelik hayatın getirdiği bütün her şeyden birkaç saatliğine kopartıp, ekran başına kilitlemek gerçekten çok eğlenceli. Ekranlarda görmeyi çok özlediğimiz türden bir eğlence programı yaptığımızı düşünüyorum. Ben de sunuculuğunu üstlenmekten çok mutluyum. Sunuculuk işine çok alıştım ve çok severek yapıyorum. Seyircimiz de sosyal medyadan ve bize ulaşabildikleri her yerden çok güzel iltifatlarda bulunuyorlar, çok mutlu oluyorum. 🙂

Programın sunucusu olarak enerjiniz çok beğeniliyor. Sizin de çekimler sırasında çok eğlendiğiniz aşikar. Bu yarışmada enerjinizi yüksek tutan, en sevdiğiniz şey nedir?

Aslında ben normal hayatımda çok enerjik biriyim, programa da bu yansıyor, bu çok hoşuma gidiyor. Haftada 1 gün çekim yapıyoruz ama ben diğer 6 gün boyunca çekim yapacağımız günü iple çekiyorum. 🙂 O stüdyoya girdiğimde bambaşka bir atmosfer oluyor, kendimi o ana bırakıyorum ve sonuna kadar eğlencenin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Dedektiflerimiz, yapımcımız, yönetmenimiz ve tüm ekibimiz de öyle, kendimizi o şovun bir parçası haline getiriyoruz. Bu da seyirci tarafından çok seviliyor. “Maske Kimsin Sen” benim için çok farklı bir deneyim oluyor. Her seferinde heyecan giderek artıyor ve her çekim yaptığımız gün daha da eğleniyoruz. 🙂

Rol aldığınız dizideki karakterin sessizliğinden sonra böylesine bir enerji izleyicileri şaşırttı muhakkak. Maske Kimsin Sen’de gerçek Tansel Öngel’i mi izliyoruz?

Bence “Maske Kimsin Sen”; Naci karakteriyle enerji olarak çok farklı olduğumuzun ispatı oldu. 🙂 Ama programda da gündelik enerjimin sadece bir kısmını yansıtabiliyorum. Program sırasında frene basmam gereken çok fazla yer var çünkü aynı zamanda bir sunucu olarak oradaki işleyişi yönlendirmek, programın formatına uygun hale getirmek zorundayım. O nedenle tam enerjim bu değil aslında, ama buna yakın olduğunu söyleyebilirim. Seyirciye bu şekilde yansıyor olması yani daha enerjik olduğumun görülmesi çok hoşuma gidiyor. Bu enerjiyi paylaşmaktan da çok mutluyum.

Peki siz maske altında izleyici karşısına çıkıyor olsaydınız, hangi maske altına saklanırdınız ve izleyicimize ne gibi ipuçları verirdiniz?

Maskeler o kadar güzel ki, çok kararsız kalırdım. Ama yarışmacı olsaydım Kuzgun’un kostümünü giymeyi, o olmayı çok isterdim. 🙂 Kuzgun olamıyorsa da, tavus kuşu olabilirdi. Çok etkileyici erkek kostümleri var – Belki erkek aslan da olabilirdim. Ama hepsi birbirinden güzel, bakmaya doyamadığım kostümler benim için. Birinci favorim galiba Kuzgun olurdu. 🙂 Çok karizmatik, çok farklı duruyor sahnede. Kanatlar, gaga falan çok etkileyici, sizce de öyle değil mi?

Kesinlikle! Peki 99’da başlayan kariyerinizden bu yana bu ilk sunuculuk deneyiminiz mi? Bundan sonra da sizi yarışma sunarken görür müyüz? 🙂

Evet, televizyondaki ilk sunuculuk deneyimim. Bundan sonra da böyle güzel, böyle eğlenceli işlerde sunuculuk yapmaya devam etmek isterim. Ama uzun yıllar “Maske Kimsin Sen”i sunmak istiyorum. Şu anda sunuculuğa ilişkin yapmak istediğim en büyük şey, en büyük hedefim bu. 🙂 Sanki hep sunuculuk yapmayı bekliyormuşum gibi bir durum var galiba. 🙂 Çok severek yapıyorum. Uzun yıllar devam etmesini diliyorum…

Oyunculuğunuzla, sunuculuğunuzla, sesinizle dikkatleri üzerinize çekmeye devam ediyorsunuz. Sizin için en önemlisi bunlardan hangisi? Kariyerinizi hangi şekilde devam ettirmek istiyorsunuz?

İnanın bana, hepsini aynı anda devam ettirmek istiyorum. 🙂 Hepsine enerjimin yeteceğini düşünüyorum. Oyunculuk, müzik, sunuculuk – hepsi bir arada olsun istiyorum çünkü benim için bunların hiçbiri daha az kıymetli değil. Hepsini yaparken çok farklı, çok güzel şeyler hissediyorum ve güzel şeyler hissettirdiğim sürece de yapmaya devam edeceğim.

Aynı anda hem dizi çekimlerine gidiyorsunuz, yarışma çekimlerine katılıyorsunuz, sahneye çıkıyorsunuz, dans ediyorsunuz, şarkı söylüyorsunuz. Hatta başka bir röportajınızda da aynı anda 4-5 kitap okuduğunuzu söylemişsiniz. Birçok şeyi aynı anda yapıyor olmanız neye dayanıyor?

İnanın bu sorunun cevabını ben de tam olarak bilemiyorum. 🙂 Bir tarafım oyunculukla var olmayı çok seviyor ama diğer tarafım sürekli şarkı söylemek istiyor. Şarkı söylemek isteyen taraf, aynı zamanda dans da etmek istiyor. 🙂 Deniz Tansel tüm bunları aynı anda yapmak istiyor. 🙂 Şimdiye kadar tüm bunlar aynı anda olamamıştı, demek ki doğru zaman şimdiymiş. Aynı anda oluyor olması beni besliyor çünkü birini yapmasam, bir tarafım eksik kalacak gibi hissediyorum. Bunun neye dayandığını bilmesem de, içimde çok büyük bir enerji var ve bu enerjinin kaynağını biliyorum. O kaynaktan beslendiğim sürece de bu şekilde ilerlemeye devam edeceğim…

Rol aldığınız dizinin hayatınızın bir dönüm noktası olduğunu söylemişsiniz. Neler değişti hayatınızda? Rahatça sokağa çıkabiliyor musunuz mesela?

Oynadığım dizi gerçekten hayatımın bir dönüm noktası oldu çünkü uzun bir süre televizyonda herhangi bir projede yer almamıştım ve Naci gibi derin bir rolle, Masumlar Apartmanı gibi çok düzeyli ve güzel işle dönüş yapmak kariyerimi çok olumlu etkiledi. Sokağa çıktığımda çok rahat dolaşıyorum. İnsanların beni tanıyor olmasından çok mutluyum. Fotoğraf çektirmelerinden, sorular sormalarından, beni sevmelerinden… Kim sevilmek istemez? Hangi oyuncu tanınmaktan ve sevilmekten şikayet edebilir ki? Ben de bu mesleği hakkıyla yapmaya çalışan biri olarak, seyircinin beni tanıyor olmasından çok mutluyum.

Naci rolü gelmeden önce yeniden oyunculuk dersi almaya başlamıştım. Bunun da çok büyük faydasını gördüm. Hatta buradan oyunculuk hocam Çağ Çalışur’a da çok teşekkür etmek isterim. Hala birlikte çalışıyoruz ve ben onunla çalışmaktan çok mutluyum. Yeni bir şey öğrenmek, kendimizde yeni bir şey keşfetmek çok kıymetli… Yaptığımız işlerle, ki bu işler bizim seçtiğimiz işler olduğu için çok şanslıyız; bunu kutlayabilmek ve hakkını verebilmek için çok çalışmak gerekiyor. Kariyerimin buraya dönüşmesi için çok çalıştım, hala da çok çalışıyorum. Bunun için çok mutluyum ve bunu sağlayan Hakka çok teşekkür ediyorum…

Şöhret hoşunuza gidiyor mu? Bu konuda neleri değiştirmek isterdiniz?

Tabii ki gidiyor. Neden hoşuma gitmesin ki? Çok güzel bir iş yapıyorum ve bu işle tanınıyor olmak, şöhret olmak hoşuma gidiyor. Bir şeyi değiştirmek değil de, var olanı kabul etme aşamasındayım galiba. Bir şeyi değiştirmeyi hiç düşünmedim. Olan durumu doya doya yaşıyorum diyelim. 🙂

Karavanınızla seyahat etmeyi seviyorsunuz. Bir sonraki rota neresi? 🙂

Gerçekten de karavanla seyahat etmeyi çok seviyorum. Türkiye’de gitmediğim çok az yer kaldı galiba. Bundan sonra da köpeğimle yurt dışına gitmeyi çok istiyorum. O da şöyle; Selanik, Selanik üstünden Arnavutluk, Arnavutluk’tan İtalya, İtalya’nın bir kısmından kuzeye doğru çıkıp Balkanlar’a, bizim o güzel topraklarımız Makedonya’ya, Üsküp, oradan belki Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan gibi bir rota çizmek istiyorum ve ilk fırsatta da yapacağım. 🙂

“KİMSE KİMSEYE CANLI HAYVAN HEDİYESİ ALMASIN”

Peki köpeğinizden konu açılmışken, bir köpek sahibi olarak son dönemde sokak hayvanlarının toplanıp barınaklara yerleştirilmesi konusunda siz ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda tüm köpek sahipleri gibi çok duyarlıyım. Kimse kimseye canlı hayvan hediyesi almasın. Kaynağından yok etmek lazım bu işi. Hayvanları barınaklara kapatıp, orada iyiymiş gibi olan bir hayat sunuyor olmamız bence çok büyük bir üzüntü kaynağı. Çünkü o hayvanlar o barınaklarda sadece sokaklardaki koşullardan daha iyi koşullarda olabilme umuduyla tutuluyorlar. Çünkü o hayvanlar birer canlı ve aslında o canlıların duyguları olduğunu çoğu insan unutuyor. Canlılar bir hediye malzemesi değildir, birbirimize canlı alarak ne yapmaya çalışıyoruz? Daha sonra bu canlılar, gerçekten canlarından bezecek kadar zorluk yaşıyorlar. Barınaklarda tutuluyor olmaları ayrı bir sorun ama bence ondan önce pet hayvanlarının maddi alınış ve satılışı acil olarak yasaklanmalı çünkü bu doğru değil. Buradan başlamak lazım, ondan sonra barınaklardaki durum konuşulabilir…